Oğuz CEVHER


MEHMET AKİF ve İSTİKLAL MARŞI


26 Aralık (Bugün) Mehmet Akif Ersoy’un vefatının 76.yılı….

Bu topraklar üzerinde Mehmet Akif gibi bir çok değerli insan yaşamıştır.

İşte bu değerleri unutmamak, onların bıraktığı değerleri yaşatmak, fikirlerini, eserlerini, kişiliğini ,edebi kimliğini bugünkü nesillere anlatmak hepimizin ortak sorumluluğu olmalıdır.

 “Mehmet Akif kimdir?” diye sorulduğu zaman,

İstiklal marşının yazarı olduğunu çoğunuz bilirsiniz?

Ne yazık ki onu tanıyan, onun nasıl bir kişiliğe sahip olduğunu bilenlerin sayısı ise oldukça azdır.

Mehmet Akif, Hamdullah Suphi Bey tarafından mecliste okunduğunda orada bulunan mebusların ayağa kalkarak dinlediği milli marşın yazarıdır.

Mehmet Akif, Milletimizin en önemli millî mutabakat metni olan İstiklal Marşımızın yazarı ve yüreklerimizi titreten şiirin edibidir.

Mehmet Akif, şiir yazmaya öğrencilik yıllarında başlar.

Yayımlanan ilk şiiri “Kur'an'a Hitap” başlığını taşır.

Hikayelerinde halkın dert ve sıkıntılarını anlatmaya başlamış, Balkan Savaşı yıllarından itibaren de destansı şiirler yazmaya yönelmiştir.

İlk büyük destanı,

“Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,

Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.”

dizeleriyle bitirdiği ''Çanakkale Şehitleri'ne'' başlıklı şiiridir.

Büyük Şair Mehmet Akif’in “Safahat” adı altında toplanan şiirleri, 7 kitaptan oluşmuştur.

Akif, İstiklal Marşı'nı ise Safahat'a dahil etmemiş onu özellikle ayırmıştır.

Sebebini ise kendisi şöyle açıklamıştır:

 ''Çünkü ben onu milletimin kalbine gömdüm''

Bir milletin tarihini bilmemesi o milletin yıkımını sağlar Bireyler adı soyadı, anne ve babası ile anılır.

Ancak milletler öyle değildir.

Çünkü milletler atalarıyla ve tarihi ile anılır.

Bu çok doğru bir sözdür.

“Tarihini bilmeyen milletler yok olmaya mahkumdurlar.”

Dilerseniz Mehmet Akif’in hayatını birkaç cümle ile özetleyelim.

Mehmet Akif’in hayatı  çilelerle dolu geçmiştir.

Mehmet Akif, cephede beraber koşturduğu Mecliste birlikte çalıştığı arkadaşları o günün şartlarında maddi refah içinde yaşarken o İstiklal Marşı ödülünü bile reddetmiştir,

Kendisine ödül olarak verilen 500 lirayı Hilal-i Ahmer bünyesinde, kadın ve çocuklara iş öğreten ve cepheye elbise diken Dar’ül Mesai Vakfı’na bağışlamıştır.

Ancak ihtiyacı varken ve sunulan bu ödülü alması gerekirken parayı kabul etmemiştir.

Günümüzde Akif gibi insan var mıdır?

İşte Mehmet Akif’in bu davranışı karşısında arkadaşları hayretler içinde kalmış, parayı alması için çaba sarf edenler de onu bir türlü  ikna edememişlerdir.

Ancak ne yazık ki;

İstiklal Marşı Şairi, dava ve fikir adamı Mehmet Akif Ersoy’un çocukları bütün hayatlarını büyük bir yoksulluk ve sefalet içinde geçirerek göç ettiler bu dünyadan…

Mehmet Akif’in büyük oğlu Emin Ersoy askerlik görevini yaptığı sırada, koğuştaki arkadaşlarına Kur’an okuyup tefsir ettiği gerekçesiyle Divan-ı Harbe verilir.

Tutuklanır cezasını çeker. Suçu Kuran- Kerim okumaktır.

Uzun yıllar yoksulluk içinde yaşar, bunalıma girer daha sonra da Beşiktaş’ta bir çöp kutusunun yanında ölü bulunur.

Sadece Mehmet Akif değil, çocukları da tıpkı kendisi gibi acılar çekmiştir.

İşte Mehmet Akif Ersoy gibi kendisini bayrağına, vatanına milletine adamış, birçok değerli isim var.

Onların adına tarihte başarılarla dolu bir sayfa açıldı ama ne yazık ki; hak etmediklerini yaşadılar, gerektiği gibi ilgi görmediler. Tarihe çileli hayatlarıyla da geçtiler.

Bu nedenle bu değerli isimleri rahmetle ve minnetle yad ediyorum.

"Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın!” diyor,

merhum Mehmet Akif Ersoy'u, vefatının 76. yıldönümünde bir kez daha rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.