Oğuz CEVHER


‎İftar Sofraları: Gösteriş mi, İbadet mi?


‎​Ramazan ayı, nefis terbiyesinin yanı sıra yardımlaşma, dayanışma ve paylaşma iklimidir. Ancak son yıllarda bu kutsal ayın ruhuna pek de uymayan manzaralar, kurulan "gösterişli" sofralarla karşımıza çıkıyor. 
‎Adı üzerinde: İftar sofrası. Ama gelin görün ki, bu sofraların birçoğu artık amacından sapmış, adeta birer PR çalışmasına, birer sosyal statü sergisine dönüşmüş durumda.
‎​Parası olan basıyor parayı, en lüks otellerin salonlarında, en şatafatlı menülerle iftar veriyor. Gelsin kameralar, patlasın flaşlar, yazsın gazeteciler. Kimin ne kadar "hayırsever" olduğu boy boy ilan edilsin. 
‎Peki, bu ışıl ışıl sofraların etrafında kimler var? Bir bakın bakalım; o sofralarda gerçekten karnı aç olanı, evine ekmek götürmekte zorlanan fakir fukarayı görebiliyor musunuz?
‎​Maalesef hayır. 
‎Genellikle o masalarda "şakşakçıları", menfaat gruplarını ve birbirini ağırlayan protokol isimlerini görürsünüz. 
‎İhtiyaç sahibinin gururunu incitmeden ona el uzatmak yerine, zenginlerin birbirine ziyafet çektiği bu tablolar, Ramazan’ın o mütevazı ruhuna ağır bir gölge düşürüyor.

‎​Neyse ki umudumuzu yeşerten, bu manevi atmosferi hakkıyla yaşayan ve yaşatan isimler de hala aramızda. 
‎Amacına uygun kurulan, samimiyetle tüten iftar sofraları da var. 
‎Reklam derdi olmayan, "Sağ elin verdiğini sol el görmesin" düsturuyla hareket eden iş insanlarımız, gerçek hayırseverlerimiz az değil.
‎​Onlar;
‎​Kamera önünde poz vermek yerine, ihtiyaç sahibi ailelerin kapısını çalanlar,
‎​Lüks otel salonlarında değil, mahalle aralarındaki mütevazı evlerde sofralara konuk olanlar,
‎​Yetim çocukların başını okşayıp, onları sevindirirken isimlerini gizli tutanlar…
‎​İşte gerçek Ramazan ruhu bu sessiz kahramanların omuzlarında yükseliyor. 

Dileğimiz; bu hayırlı işleri bir gösteriye dönüştürmeden yapan, samimiyeti ve ihlası ön planda tutan insanlarımızın sayısının çoğalmasıdır. 
‎Gösterişin değil, paylaşmanın kutsal olduğu bir ay olması dileğiyle...