pub-8911916532869697
Yazı Detayı
08 Ekim 2016 - Cumartesi 10:05 Bu yazı 1041 kez okundu
 
YAŞLILARDA VİTAMİN VE MİNERAL TAKVİYESİ 1
Y.Doç.Dr.Vehbi ALTUNÇUL
omarvehbi@gmail.com
 
 

Saygıdeğer Beyhaber Gazetesi okurlarım,

Zaman su gibi akmakta, bir de bakmışız ki yaşlanmışız. Bu cümle sıkça kullandığımız ve bir türlü kabullenemediğimiz bir beylik cümle olarak her zaman karşımıza çıkmaktadır. Bu cümleyi biz olmasak da çevremizde ki kişilerden sıkça duymaktayız. Bu nedenledir ki siz değerli okurlarımla, kendini yaşlı hisseden veya yaşlılık semptomları yaşayan dostlarım ile vitamin ve mineral ile ilgili bazı konuları paylaşmak istedim.

Şöyle ki; yaşlılıkla birlikle ortaya çıkan akut ve kronik sağlık sorunları nedeniyle, yaşlıların vitamin ihtiyaçları artabilmektedir. Normal yaşlanma ile doku depolarında yavaş yavaş bazı azalmalar olabilirse de yeterli ve dengeli karışık bir diyet gerekli miktarlarda bütün vitaminleri hemen hemen sağlayabilmektedir. Rahatsızlık durumlarında artmış olan ihtiyaçlar bireysel olarak değerlendirilmelidir. Yaşlıların gelişigüzel vitamin preparatı kullanmaları önlenmeli, vitaminlerin fazlasının toksik ( zehirli) olabileceği ve her zaman fazlanın yarar getirmeyeceği anlatılmalıdır. Vitamin takviyesinin gerekli olduğu durumlarda güvenilir düzeylerde vitamin içeren multi-vitaminlerin kullanılması hekim kontrolünde uygun görülmektedir. Kısaca ihtiyaç duyulan vitaminlere bir göz atacak olursak şöyle sıralayabiliriz:

A Vitamini: Yaşlılarda A vitamini yetersizliği yaygın değildir. Önerilen miktar, erkekler için günde 1000 mcg RE (retinol eşdeğeri), kadınlar için ise günde 800 mcg RE'dir. Bu değerlerin yaşlılar için biraz yüksek olabileceği düşünülmektedir. Böbrek ve karaciğer bozukluklarında A vitamini toksisitesi oluşabilmektedir. Karotenlerin kanserden koruyucu özel- likleri nedeniyle (antioksidan) karoten içeren yeşil sarı ve turuncu sebze ve meyve tüketiminin artırılması önerilmekledir. A vitamini hayvansal yiyeceklerden en çok balık, karaciğer ve vücut yağı, süt ve süt yağı ve yumurta sarısında bulunur. Havuç ve ıspanak en iyi bitkisel kaynaklarıdır.

D Vitamini: Yaşlılarda D vitamini eksikliği genellikle yaygındır, özellikle eve bağımlı yaşlılarda güneş ışığından yararlanma azalır. Ayrıca güneş ışığından deriyi korumak için kullanılan koruyucular da D vitamini eksikliğine yol açabilir. D vitamini eksikliği nedeni ile osteoporoz gelişebilir. Önerilen miktar, her iki cins için 5 mcg (200 I.Ü. I/gündür). Yüksek riskli yaşlılarda D vitamini eksikliği yılda 2 kez 10.000- 1 00.000 I.Ü. D vitaminin oral verilmesi ile önlenebilir. Kronik olarak günde 25.000- 50.000 I-Ü. üzerinde D vitamini alımı toksik olabilir. Aşırı alım bağırsaklardan kalsiyum emiliminin ve kemikten kalsiyum mobilizasyonunun artmasına neden olur, sonuçta oluşan hiperkalsemi (kalsiyum artışı) iştahsızlık, güçsüzlük konstipasyon ve kalp, kan damarları, akciğer ve böbrekle yumuşak dokunun kalsifikasyonuna yol açabilir. D vitamininin ön kaynağı insan vücudunda bulunmakta ve ultraviyole ışını sayesine D vitaminine çevrilebilmektedir. D vitamini kalsiyum ve fosforun ince bağırsaklardan emilmesini ve kemiklerde depo edilmesini temin ettiği için, büyüme iskelet gelişimini sağlar. D vitamininin en iyi kaynağı balık yağıdır, balık yağı dışında doğal yiyeceklerde çok az bulunur. Bu nedenle yaşlılarda güneş ışığından faydalanmanın önemi mutlaka bilinmelidir.

E Vitamini: E vitamini antioksidan özelliği ile serbest radikallerin zararlı etkilerini azaltmakta, yaşlanmayı geciktirebilmekte, kanser oluşumunu, katarakt gelişimini önleyebilmektedir. Bu nedenle yaşlıların diyetinde yeterli miktarda bulunması gereken bir vitamindir. E vitamini yetersizliği yaşlılarda yaygın değildir. Erkekler için 10 mg/gün, kadınlar için 8 mg/gün önerilmektedir. Aşırı E vitamini alımı diare ve yorgunluğa yol açabilir ve K vitamini eksikliğinden kaynaklanan koagülasyon (Pıhtılaşma) bozukluklarını artırır. Ayrıca yaşlıda serum kolesterolünü yükseltebileceğine ilişkin veriler vardır. En çok soya yağı, ve diğer bitki yağlarında bulunur. Bunun dışında kuru baklagiller, yeşil yapraklı sebzelerde bulunur.

K Vitamini: Normalde bağırsaklarda yaşayan bakteriler tarafından sentez edilen ve kanın pıhtılaşmasında rolü olan bu vitaminin önerilen dozu, erkekler için 80 mcg/gün kadınlar için ise 65 mcg/gündür. K vitamini hayvansal ve bitkisel yiye- ceklerin çoğunda bulunur. En zengin kaynakları yonca, ıspanak ve diğer yeşil yapraklı sebze ve otlar, kuru baklagiller ve balıklardır. Tiamin (B1 vitamini): B gurubu vitaminler, yağ ve protein metabolizmasında düzenleyici rol oynarlar özellikle karbonhidratların enerjiye dönüşmesinde tiaminin rolü büyüktür Yaşlılarda alkolizm ve genel malnütrisyon durumuna yani bes- lenmenin içerik veya miktar açısından yetersiz olması sonucunda, vücudun gereksinimlerine karşın, sağlanan enerji ve besin öğelerinin yetersiz kalmasından kaynaklanan klinik durumuna. bağlı olarak tiamin yetersizliği görülür. Erkekler için 1,2 mg/gün kadınlar için 1,0 mg/gün tiamin önerilmektedir. Tahıl tanelerinde ve bitkisel tohumlarda bulunmaktadır. Riboflavin (B2 vitamini): Protein, yağ ve aminoasit metabolizmasında önemli rolü vardır. Yetersizliğinde dudak, burun ve göz kenarlarında yaralar, göz damarlarında genişleme, yanma, görme bozukluğu ve sinir sistemi bozuklukları meydana gelir. En zengin olarak sakatatlar da, peynir, yumurta ve yeşil yapraklı sebzelerde yeterli miktarda yer almaktadır. Erkekler için 1,4 mg/gün, kadınlar için 1,2 mg/gün yeterli olacağını savunanların yanı sıra, gençler için önerilen miktarların (erkekler için 1,7 mg/gün, kadınlar için 1,3 mg/gün) Niasin (Nikotinik asit): Karbonhidrat, protein ve yağ metabolizmasında yer alır. Eksikliğinde sinir ve sindirim sistemi bozuklukları ve deride yaralarla karakterize bir hastalık olan pellegra ortaya çıkmaktadır. Erkeklerde 15mg/gün, kadınlarda ise 13 mg/gün niasin alımı önerilmektedir. Günde 200 mg'ın üzerindeki nikotinik asit dozları diyabetiklerde glikoz toleransının değişmesine, peptik ülserde ağrının artmasına, plazma ürik asit düzeyinde ve karaciğer fonksiyon testlerinde anormalliklere neden olabilir. En iyi kaynakları maya, karaciğer, sakatatlar, kuru baklagiller ve tahıllardır. Ayrıca, ceviz, fındık, fıstık, süt, yumurta, ette bulunur.

B6 Vitamini: Metabolizmadaki görevinin dışında hemoglobin sentezinde rolü vardır. Karaciğer, saka- tatlar, kuru baklagiller ve tahıllarda bulunur. Özellikle tahılların kepek kısmında yer alır. Proteinden yeterli beslenenlerde eksikliği fazla görülmez. B6 gereksinmesi yaştan etkilenmektedir. Yaşlılardaki hücresel immun fonksiyon azaltmasının da yetersiz B6 vitamini alımı ile ilgili olduğu görülmektedir. Erkekler için 2,0 mg/gün, kadınlar için 1-6 mg/gün önerilmektedir. B6 vitamini 100 mg/gün dozu uzun süre alındığında duyusal nöropati gelişebilir.

B12 Vitamini: Özellikle aminoasit metabolizmasında ve karaciğer hastalıklarının önlenmesinde rolü vardır. B 12 vitamininin kana emilebilmesi için midede "intrensic faktör" denilen maddenin bulunması gerekir. B12 vitamini barsaktan emildikten sonra karaciğerde depo edilir ve kemik iliği ile diğer dokuların gereksinimlerine göre kana verilir. Eksikliğinde pemisyöz anemi gelişir. Daha çok hayvansal kaynaklı besinlerde; süt ve ürünleri, balık, yumurta, etler de bulunur. İlerleyen yaşla birlikle B12 vitamini emilimi de azalmaktadır. Folik Asit: Özellikle aminoasit metabolizması ve kan hücrelerinin yapımı için gereklidir.

Sağlıklı günler diliyorum.

Y. DOÇ. DR. VEHBİ ALTUNÇUL

İ.Ü CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ

DENET ARAŞ. LAB. MÜDÜRÜ 

(Yazının Devamı var)

 
Etiketler:
Yorumlar